Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), kanserin, kader değil bilinçli mücadeleyle kontrol altına alınabilecek bir hastalık grubu olduğunu vurguladı.

Birlik, gözle görünür tütün mücadelesi, kanser kayıt kadrolarıyla kayıtçılığın kalıcı ve kaliteli yapıya kavuşturulması, kanser taramalarının kabul edilebilecek seviyelere çıkarılması ve palyatif bakımın hayata geçirilmesinin devletin en acil görevleri olduğunu kaydetti.

Birlik Yönetim Kurulu adına Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Halk Sağlığı ve Koruyucu Hekimlik Sorumlusu Dr. Figen Gülen İnce, “1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası” nedeniyle açıklama yaptı.

İnce, Dünya Sağlık Örgütü’nün, 2040 yılında 29,9 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağını, 15,3 milyon kişinin ise hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceğini öngördüğünü ifade etti.

Kanser gelişiminde yüzde 90 çevresel, yüzde 10 ise genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken İnce, “Yani kanserlerin büyük kısmı çevresel nedenlerle olur. Çevresel faktörler arasında tütün ürünleri ve obezite önemli kanser sebepleridir” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, kanser kontrolüne yönelik ülkelere önerilerinin, kanserlerin önlenmesi, erken teşhisi, tedavisi ve palyatif bakımını kapsayan kapsamlı bir mücadeleyi içerdiğini belirten İnce, Kanser Kontrol Planı’nın, bu dört alanı kapsamlı olarak içermesi gerektiğini kaydetti.

-“Kanserleri kontrol altına almak mümkündür”

“Kanserlerin bir kısmı önlenebilir, bir kısmı ise erken teşhis edilebilir. Uzayan ömür, sanayileşen toplum gibi nedenlerle kanserleri sıfırlamak mümkün olmasa da kontrol altına almak mümkündür” diyen İnce, bu anlamda bireylere ve devlete düşen görevler olduğunu belirtti.

Bireylerin, tütün ve tütün ürünlerinden, alkolden uzak durup, sağlıklı beslenerek, fiziksel aktivitelerini günlük hayatın bir parçası haline getirerek, pek çok kanseri önleyebileceğini vurgulayan İnce, devletin de kanseri önleme, erken teşhis etme, tedavi ve rehabilitasyon, palyatif bakım alanlarında görevleri olduğuna dikkat çekti.

İnce, devletin kanserlerin önlenmesi adına başlıca sorumluluklarının, ciddi bir tütün ürünleri politikasının hayata geçmesi, gıda güvenliği, su güvenliği, hava kirliliği ile mücadele politikalarının olması, rahim ağzı kanserini önleyici HPV aşısının ücretsiz aşı programına girmesi olarak sayılabileceğini kaydetti.

-“Tarama yüzdemiz yüzde 10’lardan yüzde 70’lere çıkarılmalı”

Kanserlerin erken evrede teşhis edilmesinin, tedavi başarısını artırdığını ve yaşam süresini uzattığını belirten İnce, şöyle devam etti:

“Bu nedenle meme, rahim ağzı, kolorektal, akciğer kanserler gibi yaygın kanserler için risk altındaki yaş guruplarının en az yüzde 70’ini kapsayacak şekilde taramalar yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca özel sağlık kuruluşlarında yapılan taramalar da devletin tarama programıyla entegre edilmeli ve tarama yüzdemiz yüzde 10’lardan yüzde 70’lere çıkarılmalıdır.”

Kanser tedavi altyapısının, artan nüfusa cevap vermekte zorlandığını ifade eden Figen Gülen İnce, “Hizmetlerin ihtiyaçlara cevap verecek şekilde planlanıp hayata geçmesi için kanser kayıtçılığı ciddiye alınmalı, kadroları oluşturmalı ve kayıtçılığın kapsamı ve kalitesi artırılmalıdır. Ancak bu şekilde önümüzdeki yıllara dair, gerçekçi bir öngörü geliştirilebilir” dedi.

-“Hastalar hayatın bu zor döneminde yalnız çaresiz kalmamalı”

Kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmak, ağrı yönetimi, semptom kontrolü ve psikososyal destek hizmetlerin, kanser hastaları ve ailelerine sunulmasını gereken hizmetler olduğunu belirten İnce, hastaların, zor döneminde yalnız çaresiz kalmaması gerektiğini vurguladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir